Merhaba!
Daha önce blogumu takip edenler bilirler. Aslında SummerSon olacak olan blogumun adı önceden alındığı için The SummerSon oldu. Summer Son, Texas'ın en çok sevdiğim şarkılarından bir tanesidir ki ben bu şarkıyı Aurora'nın yeniden düzenlemesiyle öğrendim.
The SummerSon biraz beni temsil eden bir isim, fakat tamamiyle değil. Güneşi, denizi, kumsalı ve yazı seven birisiyim, bu doğrudur ama sadece bu kısmını temsil eden bir isim benim için ve bu ismi her ne kadar sevsem de yüzde yüz içime sinerek almamıştım.
Şimdi hem isim, hem de adres değişikliğine gidiyorum!
Yeni blogumun adresi http://eythymos.blogspot.com ve yeni isim de Eythymos! :) Eminim ki Eythymos'un ne demek olduğunu merak ediyorsunuzdur.
Eythymos Yunanca bir kelime ve neşeli, şen, içten, şakacı, güleryüzlü, zevk ve sefahat düşkünü ve gay demek. Yani benimle birebir uyuşan bir kelime ki ben de bunu bulmuşken kaçıramazdım! :)
Eythymos aslında İngilizce telaffuz edilişi, aslında εύθυμος olarak yazılıyor. Türkçe olarak da eftimos olarak telaffuz ediliyor. Ben gayet sevdim bu ismi ve sizleri de yeni bloguma bekliyorum :)
The SummerSon
13 Ağustos 2011 Cumartesi
7 Ağustos 2011 Pazar
3 Ağustos 2011 Çarşamba
Bazen Sadece Yazmak...
İnsanın bazen her şeyi bırakıp gidesi gelmiyor mu? Sizi hiç tanımayan insanların olduğu bir şehirde yeniden bir hayat kurmak. Hiç kimsenin geçmişinizi sorgulamayacağı ya da sorgulasa bile geçmişinizin sizin istediğiniz gibi bilebilecekleri... Ne kadar zor değil mi? Benliğimizi kabullenmek, kendimizi bilmek, tanımaya çalışmak, karışık duygular içindeyken bir anda bunların üstümüze gelmesine dayanamayıp da onları başımızdan savurup fırlatamamak...
Şu anda ne hissediyorum biliyor musunuz? Uykulu gözlerle uykuya direnirken kafamdan geçenleri saçma sapan, birbirinden kopuk bir şekilde kafatasımın içinde uçuşurlarken yakalamaya çalışıp da sıraya koyma çabasında gibi...
Ne kadar garip insanoğlu, değil mi? Bazen bir saniyemiz bir saniyemize uymaz. Bazen günlerce aynı ruh halinde dolaşıp dururuz; kah neşeli, kah üzgün...
Bakmayın size hiç tanıdığınız kişilerin olmadığı bir şehirde yeniden bir hayat kurmaktan bahsettiğime. Geçmişim pişman olacağım hiçbir şey yaşamadım. İnşallah bundan sonra da yaşamam. Sadece öylesine aklıma geldi de söylemek istedim.
Hani size de olmaz mı hiç? Elinize kalemi ve kağıdı alıp sadece yazmak istersiniz, aklınıza ilk gelenleri... Kağıda döküp de rahatlamak istersiniz belki de... Birbirinden kopuk olsa da cümleler, saçmalasanız da rahatlarsınız aslında...
Ne kadar garip insanoğlu, değil mi?
Bu yazıyı yazarken Keith Jarrett'ten Over the Rainbow şarkısını dinliyordum, devamında da onu José Gonzàlez'den Slow Move takip etti ve en son bunları yazarken Tony Bennett çalmaya başladı; The Way You Look Tonight...
Sizlere günaydın, bana tatlı rüyalar. Saat 05:05...
Yeniden Merhaba!
Uzun zaman oldu, yoktum blog dünyasında. Sanırım bir sene oldu ayrı kalalı ama biliyor musunuz, vazgeçemezsiniz yazmaktan eğer bir kere blog aleminin tozunu yuttuysanız, burası sıkı arkadaşlıklar, hatta dostluklar kurmanıza yardımcı olduysa ve kaleminizden dökülen her bir kelime sizi rahatlatıyorsa...
Ben de dayanamadım çok fazla. Bir sene uzun geliyor bana şimdi düşündüğümde, belki de kısadır size göre. Kim bilir?
Kısacası ben yeniden buradayım. Belki eskisi kadar sık yazarım, belki de seyrek... Yeniden merhaba hepinize!
Ben de dayanamadım çok fazla. Bir sene uzun geliyor bana şimdi düşündüğümde, belki de kısadır size göre. Kim bilir?
Kısacası ben yeniden buradayım. Belki eskisi kadar sık yazarım, belki de seyrek... Yeniden merhaba hepinize!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
